ANKARA POLYPHONIC CHOIR

ÇOKSESLİ MÜZİK NEDİR?

Farklı tonda sesleri, kulağın hoş duyacağı şekilde bir araya dizme sanatıdır. Güzel sanatların en popüler kollarından birisi olan çok sesli müzik insanoğlunun yeryüzüne ayak basması ile birlikte başlamıştır. İlkel toplumlarda gördüğümüz din törenlerinde ortamın ambiyansını, büyüsünü ve kutsallığını yakalamak adına insanların müzik aletlerini kullandığını görüyoruz. Bu törenlerde kullanılan müzik aletlerinin sayısı ve çeşidi, tören içerisinde söylenen din temalı şarkıların artması ile birlikte artış göstermiştir. Bu konuda tarihe baktığımızda ilk örnekleri eski Yunan topluluğunda görürüz. Bunda ülke yönetiminin etkisinin olduğu da hiç kuşku yok ki mutlak bir gerçektir. Sanata önem vermeyen bir yönetim olduğu sürece toplumda sanatın ilerlemesi pek mümkün değildir.
Müzik kültürü eski Yunanda başlamış olmasına rağmen esas önemli gelişmeler Yeniçağ ile birlikte başlamıştır. Ortaçağda ortaya çıkan çok sesli müzik Yeniçağ döneminde çok büyük gelişmeler göstermiştir. Matbaacılığın gelişmesi ile de müzik notalarını yaygınlaşmış ve bu gibi sebeplerin bir araya gelmesiyle de ölümsüz büyük bestekarlar, sanatçılar ortaya çıkmıştır.
Müzik genel anlamda ses ve ritim arasında kurulan bağlar sonucu ortaya çıkan bir olaydır.

Türkiye’de Çok Sesli Müziğin Gelişimi ve Önde Gelen Temsilcileri

Çok sesli müzik ülkemizde ise Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, çağdaş müzik ile Klasik Türk Halk Müziği esas alınarak ve uluslararası müzik araçlarıyla, müzik tekniklerinin kullanıldığı Batı müziğine yöneliş hareketi ile başlamıştır. Çok sesli müzik üzerine bilgiler anlatan kitaplar yayınlanmış, Türk Halk Müziği ve tarihi hakkında birtakım araştırmalar yapılmıştır. Yurt dışına gönderilen öğrencilerin yanı sıra; yurt dışından getirilen Joseph Marx, Paul Hindermith, Carl Ebert ve Béla Bartok gibi uzman isimlerle de temelin hazırlanmasına başlanılmıştır. 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’nın kurulması da halk müziğimizi Batı müziğinin çok sesliliği ile sentez edebilme açısından çalışmalara ağırlık verdirtmiştir. Cemal Reşit Rey, Ahmed Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Necil Kazım Akses gibi Cumhuriyet tarihinin ilk besteci kuşağını meydana getiren sanatçılarımız Batı ülkelerinde yetişip, değişik müzik akımlarının etkisinde kalmalarına rağmen ülkemizde çok sesli müziğin yerleşmesi adına ulusal bir eğitim merkezinin açılması adına büyük çaba göstermişlerdir.